YAPMA KARDAŞ, AYIP OLUYOR!

Azerbaycan’ın son dönemdeki dış politika söylemleri ve bazı uluslararası platformlardaki tutumu, Ankara-Bakü ilişkilerinin geleceği açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken yeni bir tablo ortaya koyuyor.

9 Ekim 2026 Cuma 22:56 - Güncelleme: 9 Ekim 2026 Cuma 22:56

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun konuşması sırasında aralarında Türkiye’nin de bulunduğu yaklaşık 70 ülkenin temsilcisi salonu terk ederek protestoda bulundu. Azerbaycan temsilcisinin ise bu protestoya katılmaması, Bakü’nün Filistin ve İsrail konusunda Ankara’dan farklı bir diplomatik çizgi izlediği yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Bu tutum, Azerbaycan-İsrail ilişkilerinin askerî, istihbari ve enerji boyutuyla birlikte değerlendirildiğinde daha da anlamlı hâle geliyor. Buradan hareketle, Bakü’nün dış politikasında Türkiye ile ortak söylemler kadar kendi stratejik çıkarlarını ve İsrail’le ilişkilerini de öncelediği yorumu yapılabilir.
Ancak asıl dikkat çekici gelişme, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Yeni Azerbaycan Partisi’nin 8. Kurultayı’nda yaptığı açıklamalardı.
Aliyev, Azerbaycan’ın savaş yıllarında yalnız bırakıldığını savunarak, “Bize kimse yardım etmedi. Ne aldıysak kendi paramızla aldık” anlayışını açık biçimde ortaya koydu. Azerbaycan’ın silahlarını kendi kaynaklarıyla satın aldığını ve dış politikasını “kimsenin iç işlerine müdahale edemeyeceği” şekilde yürütmesi gerektiğini söyledi
Bu sözler yalnızca geçmişe ilişkin bir değerlendirme değildir. Aynı zamanda Moskova’dan Tahran’a, Ankara’dan diğer bölgesel aktörlere kadar herkese verilmiş bir egemenlik mesajı olarak da okunabilir: “Azerbaycan kendi kararlarını kendisi verir.”
Fakat burada unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek var.
Türkiye, özellikle 27 Eylül 2020’de başlayan İkinci Karabağ Savaşı sırasında Azerbaycan’ın yanında olduğunu bütün dünyanın gözü önünde açıkça ortaya koydu. Ankara, siyasi, diplomatik ve askerî kapasitesiyle Bakü’ye güçlü destek verdi; uluslararası platformlarda Azerbaycan’ın tezlerini savundu. Türkiye Dışişleri Bakanlığı da o dönemde bu desteği açık biçimde ilan etti.
Dolayısıyla bugün geriye dönüp “Kimse bize yardım etmedi” denildiğinde, Türkiye’nin 2020 savaşındaki açık ve yoğun siyasi-diplomatik desteğinin de bu tartışmanın dışında tutulmaması gerekir.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişki yalnızca günlük siyasetin konusu değildir. İki ülke arasındaki stratejik ortaklık, 2021 Şuşa Bildirisi ile ittifak düzeyine taşınmıştır.

Bu nedenle mesele Azerbaycan’ın bağımsız dış politika izlemesi değildir. Buna kimsenin itirazı olamaz.
Mesele şudur: Bağımsızlık başka şeydir, geçmişte yanında duran dostların katkısını yok saymak başka şey.
Türkiye Azerbaycan’ın zor günlerinde açıkça yanında durduysa, bunu hatırlamak bir lütuf değil, tarihe karşı sorumluluktur.
Bakü’nün İsrail, İran, Rusya ve diğer aktörlerle kurduğu ilişkiler kendi egemenlik alanıdır. Fakat Ankara-Bakü ilişkilerinin temelini oluşturan kardeşlik söylemi de yalnızca sloganlardan ibaret değildir. Bu ilişkinin arkasında savaşlar, diplomatik mücadeleler, ekonomik yatırımlar ve ortak stratejik çıkarlar vardır.
Bu nedenle bugün ortaya çıkan yeni söylemlere verilecek en doğru cevap belki de şudur:
Yapma kardaş… Ayıp oluyor.
Çünkü dostluk, yalnızca iyi günde aynı masada oturmak değildir.
Zor günlerde kimin yanında durduğunu unutmamaktır.
 

Mehmet Akif Alakurt'tan olay cevap: 'Minnoş...'

Mehmet Akif Alakurt'tan olay cevap: 'Minnoş...'

Acemi Cadı'nın Ceren'iydi!

Acemi Cadı'nın Ceren'iydi!

Özgür Ozan'dan sürpriz dizi!

Özgür Ozan'dan sürpriz dizi!

İlyas Salman'a 'Allah'a inanmadığı için çarpıldı' dediler!

İlyas Salman'a 'Allah'a inanmadığı için çarpıldı' dediler!

Müge Anlı'dan kıskançlık çıkışı

Müge Anlı'dan kıskançlık çıkışı

Serenay Sarıkaya Paris'i ateşe verdi

Serenay Sarıkaya Paris'i ateşe verdi