CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dış politika ve liderlik eleştirileri, iktidara yakın kalemlerden sert tepkiler almaya devam ediyor. Son olarak gazeteci Abdülkadir Selvi, köşe yazısında Özel’in söylemlerinin Türkiye’nin çıkarlarını zedeleyebileceğini savunarak dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Abdülkadir Selvi, yazısında Özgür Özel’in aynı anda hem “kardeşlik” söylemi kullanıp hem de düşmanlaştırıcı bir dil kurduğunu öne sürdü. Selvi, kardeşlik ve düşmanlığın bir arada olamayacağını belirterek, Özel’in bu yönüyle kendi kendini tekzip ettiğini savundu.
HEDEF TRUMP DEĞİL ERDOĞAN
Selvi’nin yazısında en çok dikkat çeken bölüm ise Özel’in ABD eski Başkanı Donald Trump yerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef aldığı eleştirisi oldu. Selvi, Özel’in Trump’ın Venezuela’daki gelişmeler karşısındaki rolünü görmezden geldiğini, buna karşın Erdoğan’ı suçlamayı tercih ettiğini ifade etti.
“ERDOĞAN KORKAK DEĞİL, CESUR BİR LİDER”
Selvi, Erdoğan’ın Batılı liderler karşısında sessiz kalan bir siyasetçi olmadığını vurgulayarak, 15 Temmuz darbe girişimi, Davos’taki “one minute” çıkışı ve askeri vesayete karşı yürütülen mücadeleyi örnek gösterdi. Erdoğan’ın dünyada cesur liderler arasında anıldığını belirten Selvi, bu tür eleştirilerin gerçeklikten uzak olduğunu savundu.
Yazıda, muhalefette olmanın getirdiği rahat söylemlerle devlet yönetmenin aynı şey olmadığına dikkat çekildi. Selvi, devlet sorumluluğunun zamanlama ve diplomasi gerektirdiğini, her çıkışın iç politika malzemesi yapılamayacağını ifade etti.
TRUMP GÖRÜŞMESİ ÖNCESİ MESAJLAR ELEŞTİRİLDİ
Selvi, Erdoğan ile Trump arasında yapılması planlanan görüşmeye işaret ederek, Türkiye–ABD ilişkilerinde CAATSA yaptırımları, F-16 ve F-35 süreci, Halkbank davası ve Suriye başlıklarının hayati önemde olduğunu vurguladı. Bu süreçte Erdoğan–Trump hattını germeye yönelik açıklamaların Türkiye’nin menfaatine olmayacağı görüşünü dile getirdi.
Abdülkadir Selvi, Özgür Özel’in Erdoğan ile Trump arasındaki ilişkiyi hedef alan tutumunu “fitne siyaseti” olarak tanımladı. Selvi’ye göre bu yaklaşım, Türkiye’nin dış politikadaki kritik dosyalarını zora sokabilecek bir çizgi anlamına geliyor.











