T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Mardin Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından hazırlanan raporda, tarihi kentin kapısına hançer gibi saplanan projedeki usulsüzlükleri, kaçak yapılaşmaları, yeşil alan işgallerini ve belediye mülkünün adım adım ticari ranta nasıl kurban edildiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

TARİHİ KİLİSENİN SİLUETİNE HANÇER: PLAN OLMADAN RUHSAT VERİLDİ
Mardin’in Artuklu İlçesi, Diyarbakırkapı Mahallesi 1 nolu ada 15 nolu parsel üzerinde, mülkiyeti Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan arsa üzerinde yükselen betonarme kütle, daha ilk adımından itibaren büyük usulsüzlüklerle malul şekilde ilerledi. Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun henüz 13.05.2010 tarihinde, tescilli sivil mimarlık örneği Mor Efrem Kilisesi’nin siluetini ve görünümünü olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle resmi olarak reddettiği bu proje, yıllar içinde yerel idarelerin plan değişiklikleri ve ısrarlarıyla devasa bir beton kütleye dönüştürüldü.
En çarpıcı skandal ise imar planlarındaki hukuk boşluğunda gizli: Söz konusu parsel, 1/5000 ölçekli planda "sit etkileşim geçiş alanı" ve "özel proje alanı" kapsamında kalmasına rağmen, yapılması zorunlu olan ve yasal zemini oluşturan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı henüz onaylanmadan inşaata ruhsat verildi ve kentin göbeğinde korumasız, kontrolsüz bir yapılaşmanın önü açıldı.
ADIM ADIM KAMU ZARARI:
OTOPARK ALANLARI BUHARLAŞTI, TİCARİ HACİMLER YÜKLENİCİYE AKITILDI
İhale sözleşmesinden bu yana belediye idaresi ile yüklenici ortaklık (AKSEN İNŞ. - İSGEM İNŞ.) arasında imzalanan 4 ayrı protokol incelendiğinde, Mardin halkının hakkı olan kamu ortaklığının nasıl eridiği ve projenin otopark amacından saptığı net bir şekilde görülmektedir:
Total İnşaat Alanı Eritildi: 10.07.2015 tarihli ilk ihale sözleşmesinde 54.105,00~m^2 olan yapı toplam inşaat alanı, projedeki zemin ve statik riskler gerekçe gösterilerek yerin altındaki 4 katın iptal edilmesiyle son protokolde 46.494,08~m^2'ye kadar düşürüldü.
Halkın Otopark Alanı Buharlaştı: İlk sözleşmede yükleniciye ve kamunun ortak kullanımına kalacak toplam otopark alanı devasa bir büyüklükteyken, 4. Protokol sonucunda yükleniciye kalan net otopark alanı 6.406,50~m^2'ye kadar geriletildi. Kamunun otopark ihtiyacını çözme iddiasıyla yola çıkan proje, otopark işlevinden tamamen uzaklaştırıldı.
Yükleniciye "Çok Amaçlı Salon" Kıyağı
Otopark alanları daraltılırken, yüklenici firmaya kalan "Çok Amaçlı Salon" net alanı ihale sözleşmesindeki 6.056,00~m^2 seviyesinden, son protokolde 9.020,86~m^2'ye çıkarılarak firmaya devasa bir ticari rant kapısı aralandı. Proje internet medyasında halka "otopark çözümü" olarak sunulurken, arka planda adeta otopark görünümlü bir ticari komplekse (AVM) dönüştürüldü.
PAY DAĞILIMI KAMUNUN ALEYHİNE DÖNDÜ
2017'deki 2. Protokol ile idarenin (belediyenin) payı %45'e kadar yükseltilmişken, gizemli bir şekilde sonraki süreçte belediyenin payı yeniden %37,9'a düşürüldü; yüklenici firmanın payı ise %62,1'e fırlatıldı. Kamu mülkü üzerinde yükselen ticari alanların aslan payı yükleniciye tescillendi.

SKANDAL MECLİS GÜNDEMİNDE: KAMUSAL ALANLAR DA MI RANTA DAHİL EDİLİYOR?
Söz konusu projenin otopark amacından sapıp bir AVM projesine dönüşmesi ve mülkiyet sınırlarını aşması, tartışmaları Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, konuyla ilgili TBMM'ye dikkat çeken bir soru önergesi verdi.
Soru önergesinde, otopark görünümlü mevcut AVM projesinin daha da genişletilmesinin hedeflendiğini belirten Bekin, bölgede bulunan YSE lojmanlarının ve Altınova İlköğretim Okulu’nun da bu projeye dahil edilmek istenmesi tehlikesine dikkat çekti. Kadim kentin tarihi ve kamusal yapısının korunması gerektiğini vurgulayan Doğan Bekin, şu sert ifadelerle tepkisini dile getirdi:
"UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne aday olan ve vatanımızın gözbebeği konumunda bulunan kadim şehrimizin ranta kurban edilmesine, tarihin yozlaştırılmasına asla izin vermeyeceğiz. Mardin’in kimliğini, kültürel mirasını, eğitim ve kamusal alanlarını koruma konusundaki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz." dedi.
KENT KİMLİĞİNE TECAVÜZ: KURUL KARARLARINA RAĞMEN KAÇAK İMALATA DEVAM!
Bakanlık uzmanlarının sahada yaptığı teknik incelemeler ve fotoğraflı tespitler, yüklenici firmanın resmi kurulları ve kanunları hiçe sayarak adeta "kaçak" imalat yaptığını belgeledi. Mardin Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 28.01.2025 tarihli ve 1420 sayılı kararıyla kesin bir dille yasakladığı ve kaldırılmasını emrettiği neredeyse tüm unsurlar mevcutta uygulanmaya devam ediyor:
Uçan Payandalar ve Kaçak Gabari: Kurulun, yapı kütlesini ve gabarisini haksız yere büyütmesi nedeniyle "kaldırılsın" dediği bloklardaki teras bölücü uçan payandalar, mevcutta aynen inşa edilmiş durumda.
Yarı Kapalı Cam Mekanlar ve Kaçak Tabelalar: Teras bölümlerinde resmi projelere tamamen aykırı olarak metal konstrüksiyonlu ve cam malzemeli yarı kapalı mekanlar oluşturulduğu; dükkanların cephelerine Koruma Amaçlı İmar Planı hükümleriyle çelişen, kent siluetini katleden devasa reklam tabelalarının (Domino's, Antik Kadayıf, Ukbe, Kahve Evi vb.) asıldığı resmen fotoğraflandı.
Hafif Betonla Kapatılan Mağazalar: Onaylı 2025 projesinde kemerli açıklıklı olarak belirtilen mağaza doğramalarının bulunduğu bölümler, mevcutta hafif beton malzeme ile tamamen kapatılarak kör cepheler yaratıldı.
Korkuluk Usulsüzlüğü: Damlarda taş baba korkuluk uygulaması yerine geleneksel tekniğe uygun 60 cm taş parapet yapılması emredilmişken, teras mahallerindeki taş korkulukların onaylı projeden tamamen farklı uygulandığı gözlendi.
KAMUSAL YEŞİL ALAN İŞGALİ: KAMU TOPRAĞINA "AMFİ" TIRAŞLAMASI!
Skandallar zinciri sadece ruhsatlı parselle de sınırlı kalmadı. Yapılan teknik incelemede, yüklenici firmanın projenin kuzey kesiminde, kent girişinin hemen sağ yönünde yer alan "Tescil Harici Alan" niteliğindeki kamu mülkiyetini bizzat işgal ettiği saptandı.
1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "Park (Yeşil Alan)" kullanım fonksiyonuna sahip olan bu kamu arazisi üzerinde yüklenici firmanın kaçak olarak bir "Amfi Alanı" inşa ettiği ve mevcut yapının bu yeşil alan parseline tam 160 m^2 taşarak işgal gerçekleştirdiği resmi rapor kararıyla kesinleşti. İşin en düşündürücü kısmı ise, 4. Protokolün 7.1. maddesine eklenen bir hükümle bu tescil harici alanın gelecekte parsel alanına dahil edileceği sözü verilerek, kamuya ait yeşil alanların da ranta kurban edilmesinin önünün açılmasıdır.
HALK NE DİYOR?
MARDİNLİLER İSYAN NOKTASINDA!
Tarihi kentin dokusunu bozarak ticari bir komplekse bürünen proje, Mardin halkı, sivil toplum kuruluşları ve yerel tarihçiler arasında büyük bir infiale neden oluyor. Kent sakinlerinin sürece dair görüşleri projenin yarattığı tahribatı özetler nitelikte:
Tarihçiler ve Kültür Savunucuları: "Eski Mardin’in kapısı sayılan Diyarbakırkapı’da böyle bir beton yığını yükseltmek kentsel hafızaya ihanettir. Mor Efrem Kilisesi gibi asırlık tescilli bir yapının hemen bitişiğinde yükselen bu kütle, silueti tamamen nefessiz bırakıyor. Kurulun 'uçan payandaları kaldırın, tabelaları düzeltin' yönündeki kararlarına rağmen göz göre göre tarih katliamı yapılıyor."
Esnaf ve Turizmciler: "Mardin’e gelen turist buranın taş mimarisini, otantik yapısını görmeye geliyor. Otopark tabelası altında kentin girişine AVM diktiler. Üstelik dış cepheye asılan o devasa plastik dükkân tabelaları ve teraslara yapılan derme çatma cam yapılar, tarihi çarşılarımızın ruhuna tamamen aykırı."
Vatandaşlar: "Biz bu çileyi otopark yapılacak, trafik sorunu çözülecek diye 10 yıldır çekiyoruz. Ancak resmi raporlar gösteriyor ki halkın otopark alanları küçültülmüş, firmanın dükkânları büyütülmüş. Kamunun hakkını göz göre göre firmaya yedirmişler. Kentin nefes alacağı yeşil alana bile 160 metrekare tecavüz edip amfi yapmışlar. Bu projenin adı kamu yararı değil, kamu zararıdır."
MÜHÜR PATLATAN SÜREÇ VE GAZİANTEP BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARI
İnşaat süreci boyunca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un bizzat şantiye alanını ziyaret ederek projenin yüksekliğine müdahale etmesi ve "katların tıraşlanması" yönünde talimat vermesi basında büyük yankı uyandırmıştı. Bu talimatın ardından belediye uzmanları projeyi ruhsata aykırılıklar sebebiyle 08.07.2022, 17.08.2022 and 02.11.2022 tarihlerinde defalarca mühürledi ve Yapı Tatil Zaptı düzenledi. Hatta belediye idaresi, 10.03.2023 tarihinde firmanın Yapı Ruhsatı'nı tamamen iptal etti.
Ancak yüklenici firma, yerel mahkemelerin ardından konuyu taşıdığı Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi’nden (Esas No: 2023/735E) ruhsat iptali işlemi için yürütmeyi durdurma kararı almayı başardı. 22.11.2023 tarihinde belediyeye tebliğ edilen bu yargı kararıyla firmanın iptal edilen ruhsatı yeniden geçerli hale geldi ve yüklenici, hukuk labirentlerinden faydalanarak mührü söküp inşaat faaliyetlerine hız kesmeden devam etti.

SON DURUM: KURULUN "YIKILSIN" DEDİĞİ ANTİK KEMER
Mardin Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 28.01.2025 tarihli ve 1420 sayılı son kararı, projenin hukuksuzluğuna yeni bir boyut getirdi. Yüklenici firmanın 1. Cadde’ye bağlantı sağlayan yol üzerinde kaçak olarak inşa ettiği ve üzerine "Mardin Antik Kent" yazdığı devasa betonarme kemerli giriş kapısı, kurul tarafından "kent kimliğine, yaya ve taşıt hareketliliğine uygun olmadığı" gerekçesiyle tamamen KAÇAK ilan edildi ve derhal kaldırılmasına (yıkılmasına) karar verildi.
Ayrıca teknik olarak projenin Mor Efrem Kilisesi altında kalan dik kesitindeki hareketli yük riskini azaltmak ve zamanla oluşabilecek statik problemleri engellemek adına zeminine 647 adet fore kazık çakılarak 22 metrelik kazı güvenliği sağlanmaya çalışılsa da, yapının kütlesel ağırlığı tarihi kentin omuzlarında büyük bir risk teşkil etmeye devam ediyor.
Bugün gelinen noktada, Eski Mardin’in kapısında bir ucube gibi yükselen katlı otopark projesi; durdurulamayan usulsüzlükleri, kamu aleyhine sürekli değiştirilen protokol payları, işgal edilen kamusal yeşil alanları ve nihayetinde meclis soru önergelerine konu olan YSE lojmanları ile Altınova İlköğretim Okulu’nu da içine alma riski taşıyan genişleme hamleleriyle tam bir kronik sorun yumağı haline gelmiştir. Yargı kararlarının arkasına sığınarak kentin siluetini ranta kurban eden bu projeye karşı hem sivil inisiyatifin hem de meclis düzeyindeki siyasi takibin ne ölçüde sonuç vereceği, Mardin'in geleceğini doğrudan belirleyecektir.









